
Son iklim verileri, küresel sıcaklık artışının artık istisnai bir sapma değil, yeni bir norm hâline geldiğini gösteriyor.
Copernicus İklim Değişikliği Servisi tarafından yayımlanan analizlere göre, küresel ortalama hava sıcaklığı sanayi öncesi dönemin yaklaşık 1,47°C üzerine çıktı. Bu değer, 2024’te kaydedilen 1,60°C’lik rekorun yalnızca 0,13°C altında kalarak, son yıllardaki olağanüstü ısınma eğiliminin sürdüğünü ortaya koyuyor.
Bilim insanları, mevcut ısınma hızının devam etmesi hâlinde Paris İklim Anlaşması’nda “kritik eşik” olarak tanımlanan 1,5°C sınırının, anlaşmanın imzalandığı dönemde öngörülenden yaklaşık on yıl daha erken aşılmasının güçlü bir olasılık olduğunu belirtiyor. Bu durum, iklim politikaları açısından zaman penceresinin hızla daraldığına işaret ediyor.
Sıcaklık Artışı Neden Yavaşlamıyor?
2023–2025 döneminde gözlenen rekor sıcaklıkların arkasında iki temel etken bulunuyor. Bunlardan ilki, insan kaynaklı sera gazı emisyonlarının atmosferde birikmeye devam etmesi ve doğal karbon yutaklarının (ormanlar, topraklar ve okyanuslar) CO₂ emme kapasitesinin zayıflaması. Bu durum, uzun vadeli küresel ısınmanın ana sürükleyicisi olmayı sürdürüyor.
İkinci önemli etken ise okyanus yüzey sıcaklıklarındaki olağanüstü artış. El Niño gibi doğal iklim dalgalanmalarıyla birleşen bu ısınma, atmosferdeki enerji dengesini bozarak küresel sıcaklıkları daha da yukarı taşıyor. Araştırmacılar ayrıca, hava kirliliğini azaltmaya yönelik politikalar kapsamında bazı aerosol parçacıklarının azalmasının, geçmişte sıcaklığı kısmen maskeleyen etkinin ortadan kalkmasına yol açtığını ve son yılların bu nedenle daha sıcak hissedildiğini vurguluyor.
Kutuplarda Alarm: Deniz Buzu Tarihi Dipte
Copernicus verileri, 2025 yılında tropikal okyanuslardaki sıcaklık artışının bir miktar yavaşladığını, ancak bunun kutuplardaki aşırı ısınmayla dengelendiğini gösteriyor. Şubat 2025’te deniz buzu örtüsü, uydu ölçümlerinin başladığı 1970’lerden bu yana en düşük seviyesine geriledi.
Yıl genelinde ise dünya kara alanlarının yaklaşık yarısında, hissedilen sıcaklığın 32°C’nin üzerine çıktığı “yüksek ısı stresi” günlerinin sayısı uzun dönem ortalamalarının üstüne çıktı. Bu durum, iklim değişikliğinin yalnızca sıcaklık ortalamalarıyla değil, insan sağlığı ve yaşam koşulları üzerindeki doğrudan etkileriyle de değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Isı Stresi, Sağlık ve Yangın Risklerini Tırmandırıyor
Uzmanlara göre ısı stresi, günümüzde aşırı hava olaylarına bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri hâline gelmiş durumda. Yüksek sıcaklıkların kuru ve rüzgârlı koşullarla birleşmesi, olağanüstü orman yangınlarını da tetikliyor.
Copernicus verileri, Avrupa’da yıllık toplam yangın emisyonlarında rekor seviyelere ulaşıldığını, Kuzey Amerika’da da benzer bir artış yaşandığını ortaya koyuyor. Bu yangınlar yalnızca karbon salımını artırmakla kalmıyor; aynı zamanda partikül madde ve ozon gibi hava kirleticileri yükselterek hava kalitesini ciddi biçimde bozuyor.
2025 yılı; rekor sıcak hava dalgaları, Avrupa ve Asya’da şiddetli fırtınalar, İspanya, Kanada ve Güney Kaliforniya’daki büyük yangınlarla anılan bir yıl olarak kayda geçti. Bu tablo, iklim risklerinin artık bölgesel değil, küresel ve eş zamanlı yaşandığını gösteriyor.
Bilim Net: Her Ondalık Derece Önemli
Raporların ortak vurgusu açık: Küresel sıcaklık artışının temel nedeni, insan faaliyetleri sonucu atmosferde biriken sera gazları olmaya devam ediyor. Bilim insanları, her yılın ve her ondalık derecenin hayati öneme sahip olduğunu; uyum, önleme ve azaltım politikalarının ancak şeffaf, güvenilir ve bilimsel verilere dayalı biçimde hayata geçirilmesi hâlinde etkili olabileceğini belirtiyor.





Yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir.