Vahşi Yaşam Zengin, Araştırmacı Az

vahsiyasamTürkiye Etobur Girişimi, Bolu’da  “Etobur Türlere Yönelik Araştırma Okulunu” gerçekleştirdi.
Hollanda Büyükelçiliği Tarım Ataşeliği’nin de desteğiyle gerçekleşen eğitime, Türkiye’nin bir çok üniversitesinden yapılan başvurulardan seçilen 15 kişi katıldı.

Katılımcılar, Ankara, Denizli, Diyarbakır, İstanbul, Kahramanmaraş, Kars, Kayseri, Samsun, Trabzon ve Zonguldak illerindeki üniversitelerin biyoloji bölümlerinde lisans ve lisansüstü eğitim gören gençlerden oluştu.  Katılımcılar, etobur türlerin iz ve işaretlerinin tanınması, ileri araştırma teknikleri olan fotokapan ve radyo telemetri tekniklerinin uygulanması, genetik analiz yöntemleri gibi konularda temel eğitim alırken, bir araştırma çalışmasının planlanması, uygulanması ve raporlanması konusunda da kişisel becerilerini geliştirme fırsatı buldular.

Eğitmenler arasında Doğa Derneği Etobur Türler Araştırma ve Koruma Ekibi’nin yanı sıra TÜBİTAK, Hacettepe Üniversitesi ve UNDP Türkiye uzmanları da bulundu. Eğitimciler arasında yer alan Doğa Derneği Memeli Araştırmaları Koordinatörü Özgün Emre Can yaptığı açıklamada “Türkiye, etoburlar açısından zengin. Anadolu’da yaklaşık 7 bin kurt, 3 bin bozayı, 250’den az sırtlan, birkaç bin vaşak ve karakulak, sayısını tam bilemediğimiz, az sayıda leopar varlığını sürdürüyor. Ancak etoburlar çok az tanınıyor. Türkiye doğasının, dolayısıyla etoburlarının korunması da, bu alanda iyi eğitim görmüş, yeterli tecrübeye sahip ve bütüncül yaklaşım açısı olan doğa uzmanlarıyla mümkün. Ancak ülkemizde ne yazık ki etoburlar konusunda yeterli eğitime ve tecrübeye sahip yeterince uzman yok. Son 10 yılda etobur türler üzerine ilgi giderek artsa da üniversite öğrencilerinin bu alanda lisans ve lisansüstü eğitim alma şansı oldukça sınırlı.” dedi. Katılımcılarla eğitim sonrası yapılan sözlü ve yazılı değerlendirmede, Türkiye’de etobur türler konusunda ilk kez böyle bir eğitim alma fırsatı bulduklarını ve bilim insanı kimdir, araştırma nasıl planlanır, uygulanır ve raporlanır, bilim iletişiminin ilk kez dile getirildiğini, bu konulara üniversite eğitimleri sırasında bile rastlamadıklarını ifade ettiler.